içimdekiler

MAYMUNCUK

Ulan cehennemde olmak vardı dedirten bir kış günüydü. Sapık rüzgar kulaklarımı yalarken arada ısırıyor muydu ne? bir garip ağrı vardı kulaklarımda. Kar yağıyordu şehre. hayallerime, yaşlı saçlarıma, yaşlı gözlerime kar yağıyordu. Ne kadar doğalgazla ısıtmaya çalışsam da, paçamdan giren sapık rüzgar şöyle bir okşayıp buz kestiriyordu götümü. Yeter dedim, bu kadar gelmeyin üstüme.

Dışarıda kar yağıyordu, içimde her zamanki gibi yağmur. Yalnızdım, yanlış olan bir şeyler vardı. Ne olduklarını bilsem yine yapardım. Doğrulardan bıkmıştım. Saçımı karıştırıp kaçtı, pandik atıp kaçan çocuklar gibi, sapık rüzgar. Bi git başımdan, yirmi milyonluk şehirde beni mi buldun uğraşıcak? Ardından Bastığım kaldırım taşı tükürdü paçama, daha önce de yapmıştı bu terbiyesizliği ama yokluğumda unutmuşum kentin tüküren kaldırımlarını. Ah ulan dedim, koduğumun belediyesi! aah!

Kıyafetlerinden bir baltaya sap oldukları belli iki odun dikildi önüme.

"Ne diyosun lan sen" dedi biri, diğeri ağzını bozdu. Hem ağzını, hem kafamı bozdu.

"Ana avrat sövüyorum, canın mı çekti?" dedim.

Belliydi belediyenin fakirden alıp, zengine verdiği paralardan otlanan asalaklar oldukları. Belliydi birazdan çıkacak kavga. Çıktı. Gözlük gözümden, dişim çenemden, aklım başımdan, ok yayından çıktı. Çekip gittiler. Suratlarında tahminen biraz sızı bıraktım, bana bıraktıkları köteklere karşılık. Sapık rüzgar beni soymak ister gibi ceketimin önünü açmaya çalışıyordu. Alayına sövdüm içimden.

Kalbim atış talimi yapıyordu. Durdu, bir soluklandı. Soluğumu kesti. Devam etti. Devam ettim.

Yürüdüm sokaklar geçtim, anılar geçtim, yirmi altı yıl geçtim, dolunay geçtim, sokaklar geçti içimden, dolunay geçti, kadınlar geçti içimden. Aklımdan intihar geçti, bırakıp gitmek geçti. Şu beden, şu ruhsuz beden, şu yaşanmış yılgınlıkların tescil damgası gibi mutsuzluk ta benle gelmese bırakıp gidecektim.

Ellerim bulamadı cebimdeki onca bok püsürün arasında anahtarlığı. Bunca kıvır zıvırı ben mi sokmuştum cebime. Kim bilir niceleri cebimdeki delikten kaçıp saklanmıştı ceketin astarına. "Çıkın ulan dışarı" diyip asıldım, bir delik daha açtım, gecenin ayazında, apartman kapısında, düşünceler içinde, ceketimin cebinde. Asabi insanın cepleri hep delik oluyor..

Elli kuruş ve bir lira kaçıp, attılar kendilerini boşluğa o karambolde, sessizce. Benimle yaşamaktansa intiharı seçtiler. Gidin ulan dedim, belki bir fukara bulur sizi. Sanki kendim zenginmişim gibi. Dönüp bir tekme savurdum elli kuruşa. Elli takla attı sevinçten. Köküne kadar soktum anahtarı kapının deliğine. Gık bile demedi. Ben de bir şey demedim. Kendimi eve attım. Var gücümle çarptım kapıyı, suratına çarpar gibi hayatın. Ne kapının, ne hayatın sesi çıkmadı.

Canım sıkkın, canım mendireğe gerilmiş halatlar gibi sıkkın ki sanki yere yıkmak ister gibi bu direği. Offff dedim of, sesim çıkmadı.

İçimdeki sesten önce davranıp, yak bi sigara dedim. Yak bi sigara, harmanına sar hayatı. Bir nefes çek ki kavrulsun için. En efkarlısından bir parça çal. Gitar çığlık çığlığa kıvransın. Yak bir sigara oğlum, dumanın gök yüzüne otoyol gibi uzansın. Yaktım bir sigara, bilgisayarı açtım, bir şarkı açtım, sesini açtım, biraz daha açtım, daha çok açtım, açtım ama lanet makineden ses falan çıkmıyor! Kablolar yerinde, ışığı da yanıyor, ayarlarda bir şey yok, başka bir parça denedim, yok, yine yok, yine yok. Oyun açtım, ondan da çıt yok. Çalmıyor inat etti. İnat ettim iki tokat patlattım, sigaramı bastım cd-room un diline, konuşmadı. Düğmesine basmadan çektim fişini, cehenneme yolladım. Tüm aksilikler ardarda mı dizildi nedir. Nedir ulan benle alıp veremediğiniz.

Evde yiyecek bir şey yoktu, attım kendimi sokağa. Aç ta değildim, yemekten çok biraz hava alıcaktım. O gece ne garson, ne kasadaki herif konuşmadı benimle. Yarım yarım ekmek dönerin cezasını bile tabeladan okudum. Köpekler bile havlamadı yapayalnız yürürken.

Çocuk parkının banklarından birine oturdum. Geceydi, boştu salıncak. Çocukken hiç boş yakalamak nasip olmamıştı. Sallanmaktan yorgun, idam mahkumları gibi asılıyordu önümde. Kolundan çekip beni hatırladın mı dedim.. Kimse benimle konuşmadı o gece. Yolda tekmelediğim teneke kutu bile sesini çıkarmadı.

Gel eve, yat yatağa. karanlıkta dik gözünü araba ışıklarının vurup geçtiği tavana. bir huzursuzluk var içimde. bir yorgunluk, gün boyu uyuklamanın bile dindiremediği. bir uğursuzluk, bir ruhsuzluk, nesizlik bilmem ama bir eksiklik var içimde. aslında bilirim ya ne olduğunu, kendime bile söylemem. saklı kalsın içimde.

gece saat bilmemkaçtı uyandığımda. boğazım kurumuş, boğazımdan kaçan ıslaklık alnıma vurmuş gibi alnım ter içinde.. Sudan önce sigara geldi aklıma. kış geceleri pencerede sigara içmek büyük keyiftir. Aldım sondan üçüncü sigaramı itinayla paketten. Kırmızı uçlu kibritlerden birini yaktım sigaradan evvel. Bir de şu geceye kibrit yakıp atmak büyük keyiftir. Küçükken nasıl biryerleri yakmadığıma güldüm sigaramı içerken ve artık küçük olmadığıma güldüm üzüldüğümü kahpe dünyaya sezdirmeden.

Sigara da bitti daha önceki kimbilir kaçı gibi iki parmağımla geceye fırlatılarak. Bir bardak su aradım mutfakta ama soğuk bir bira da iyi olurdu. mutfağın ışığında uyuşmuş gözlerim görmedi tezgahtaki o kahrolası bardağı, bardağın düştüğünü. kahrolası parçaları ayağıma çarptığında ölmeliydim. görmemeliydim yerdeki kahrolası kırık bardağı. olmadı. cam kırıklarını gördüm. duymadığımı gördüm. Düşüp kırılırken parçalara ayrılan son damlasıydı sabrımın ve ben duymadığımı gördüm.

Elimi şıklattım, kahkaha attım, sakince konuştum, avaz avaz, avaz avaz bağırdım, ne varsa fırlattım yere. akşamdan beri hiç bir şey duymamıştım. Hıçkırmadan ağladım burun göz ayırmadan. Banyoya gidip yüzümü yıkarken en yakası açılmadık küfürleri ettim ve sonunda yeter dedim. Yeter. Canım mıydı almak istediği hayatın, yoksa canımı bırakıp işkence etmek mi amacı? Yokum artık. Daha fazla katlanmıyacağım bunlara. Elime bi kalem kağıt alıp işte bunları yazdım.

Kimse üzülmesin arkamdan. Madem üzülecektiniz, böyle boktan bir hayatta sürünürken yapmalıydınız bunu. İşkenceden kurtulduğumda değil. Sarhoş değilim (hayret!) sadece yaşamak istemiyorum artık. Söylenicek fazla birşey yok. Yarıda bırakıyorum evet ama sizin hayallerinizi. Benim bir hayalim kalmadı. Korkak, beceriksiz, karaktersiz ne derseniz diyin. Yarım saattir ben size çok daha fazlasını dedim. Yaptığınız tüm şerefsizlikler yanınıza kalıyor. Gidiyorum. Birazdan hepinizden kurtulucam.

Bileklerimi kesmeye karar verdim. Sanırım kansızlıktan bayılırım ve bileklerimdeki sızıdan başka bir acı hissetmem. Güzel ve klasik bir intihar. Bunları yazıyorum ki nasıl bir his olduğunu merak edenler haysiyetsizler vardır mutlaka.

Asla ait olmadığımı düşündüğüm bu dünyadan ayırlıcam işte. Tüm nefretimle ittiğim hayat benden uzaklaşırken, yaklaşan ölümün korkusu var içimde. Elimde jiletle bekledim bir süre banyoda. Bir köpek gibi nefesimi kontrol edemedim, kalbim delicesine atıyor. Bitsin, bitsin, bitsin diyorumdum ardarda. götündeki donu bile seçerken bunalan birinin kararsızlığıyla, bastırıp çektim kana susamış jileti bileğime. Ne kadar derin olduğunu düşünmeden acıyla jileti fılatıp, elimi bileğime sımsıkı bastırdım. Niye tutmaya çalıştığımı bilmem ama sıcak kan dinlemedi elimi, parmaklarımın arasından yolunu buldu. bileğimi yavaşça bıraktığımda hızlandı acelesi varmış gibi. yaş, ter, kan ve ağır bir koku. Okurken çekirdek te yiyin şerefsizler. Ne kadar sürer bilmem ama epiydir bekliyorum. yoksa beceriksizliklerimden biri daha mı? sıcak kanın kokusu miğdemi bulandırdı. ikinci bir kesik atamıycak kadar canım yanıyor.

Hayata lanetler savururken son bir nefes boğazımda düğümleniverdi. Hayat bu defa kendi gitmek istedi. Yaslandığım duvara, göğsüme, boğazımdan geçmeyen orospu havaya kaç yumruk savurdum bilmem. Soluğum kesildiği an sanki az önce ihtihar etmeye çalışan hıyar ben değilmişim gibi delice sarıldım boğazıma.

Birden gözlerimi açtım geceydi, yatak odamdaydım, ter su içinde uyanmıştım. Kara suratında krater krater çıbanlarla, iki yarık arasında kan rengi gözleriyle üzerime çullanmış o allahın lanetini karabasanı gördüm. boğazımı sıkıyordu. can havliyle, var gücümle, gırtlağımı yakan çığlığımla ittim, ittim, ittim. Birden gözlerimi açtım gece değildi, yatak odamda değildim, ter su içinde uyanmıştım. karşımda yere serilmiş, suratındaki hayatın katmer katmer kırışıklıklarına bir yenisini eklediğim ihtiyar vardı, herkes bana bakıyordu. sessizlik bile susmuşmuydu yoksa ben hala duymuyormuydum. Soluk soluğaydım ve soluğumun sesini duyuyordum. Duyuyordum.Güldüm, kahkaha attım. Kimse eşlik etmedi, kimse anlamadı.

"Beni hiç anlamadınız, yine anlamayın ulan" dedim içimden. "Peki" dediler içlerinden. "Ananız güzel mi" dedim içimden. "Evet" dediler içlerinden. "O yüzden orospu oldu" dedim içimden. "Ayıbediyorsun" dediler içlerinden. "Ayıp yatakta olur" dedim içimden. "Yatakta değiliz" dediler içlerinden. "Ne malum? ya bu da rüyaysa" dedim içimden. Vapur düdüğü böldü bu gereksiz muhabbeti, derinden gelen sesiyle.

Dışarı çıktığımda hava soğuktu, kar yağıyodu. Dakikasında iliklerime kadar sokmuştu soğuğu rüzgar. Kalabalıktan çıkmaya çalışırken "ah ulan! koduğumun belediyesi" diye bir ses duydum. İleride yakışıklı bir adam paçasını sıvazlıyordu.

İki bela bulaştı adama, birden kavga çıktı. Dona kaldım olduğum yerde, ben kendime gelemeden olan oldu. Yakışıklı doğrulmaya çalışırken içimden en ağır hakaretlerle süslü küfürler ediyordum kendime yardım edemediğim için. Çekingen adımlar atıyordum o tarafa.

Arkasından seslendim ama duymazlıktan gelip daldı bizim yakışıklı, kaderinden daha karanlık olmayan bir sokağa..


 

YORUMLAR
FAHRETTİN ORMAN 230308 1747
FAHRETTİN ORMAN 230308 1747
CÜZDANIM ESRAR DOLU GİDİYORUM KUMARA
ŞANSIMI KAYBETTİM GÜLÜŞÜM ON NUMARA
RESMİN VARDI ELİMDE ASDIM DUVARA
BAKTIKÇA RESMİNE SARIYORUM Bİ CIGARA

FAHRETTİN ORMAN
MECUL ASKER
87/1 TEKİRDAĞ

Yorum gönder






içimdekiler

Tüm hakları saklıdır.
Sayfadaki öğelerin ticari amaçla kullanılaması, izinsiz veya kaynak göstermeden yayınlanması fikir ve sanat eserlerini koruma kanununa göre suçtur.